{“title”: “Girne açıklarında batan Filo Jet gemisinin geçmişi ve olası nedenler üzerine derinlemesine inceleme”,
“content”: “
Girne açıklarında yaşanan ve büyük yankı uyandıran Filo Jet kazası öncesinde, geminin uzun süreli bakım ve onarım süreçleri dikkat çekiyor. Birçok denizcilik uzmanı ve gemi mühendisi, geminin geçmişte aldığı hasarların ve yapılan onarımların bu kazanın oluşmasına zemin hazırlamış olabileceğine vurgu yapıyor. Gemi mühendisi uzmanlar, geminin sürekli bakım ve tadilat gerektiren yapısal sorunlar yaşadığını ve bu durumun geminin zamanla güç kaybettiği izlenimini güçlendirdiğini belirtiyorlar. Özellikle, gemideki bazı bölümlerde görülen deformasyonlar ve eski yapı tekniklerinin kullanılması söz konusu kazanın ana nedenleri arasında sayılıyor.
Filo Jet’in yaklaşık 20 yıldır denizlerde yol aldığını ve 2000 yılında Fransa’da üretildiğini hatırlatan uzmanlar, geminin Türkiye’ye 2003 yılında getirildiğini ve ilk zamanlarda çeşitli bakım ve onarımlar geçirdiğini vurguluyor. Ancak, geminin taşıdığı hasarların ve yapılan müdahalelerin detayları halen netlik kazanmış değil. Gemi üzerinde yapılan çeşitli inceleme ve analizler sonucunda, geminin 2003 yılında Taşucu limanında iskeleye yanaşırken ciddi bir darbe aldığı ve bu nedenle hasar gördüğü bilgisi ortaya çıkıyor. Gemi inşaatında kullanılan “sandviç” yapısı gibi hafif ama dayanıklı unsurların, hasar sonrası doğru şekilde onarılmaması durumunda yapısal bütünlüğün tehlikeye girebileceğine dikkat çekiliyor.
Gemi sektöründe faaliyet gösteren uzmanlar, gemilerin önceki hasarlarının tam olarak iyileştirilmediği veya hatalı onarımların yapıldığı bazı durumlarda, bu sorunların zamanla büyüyerek kazalara yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle, 2016 yılında gemiyle ilgili alınan onarım kararlarının yetersiz bulunduğu ve geminin alıcı bulmama sebeplerinin de bu sorunların bir etkisi olabileceği düşünülüyor. Gemi, Yunanistan’da yeniden satılmaya çalışılırken, teknik eksiklikleri nedeniyle yine bekletildiği ve sonunda Türk Loydu klasına alındıktan sonra 2024 yılında operasyonlara başlamasına karar verildiği anlaşılıyor. Ancak birçok uzman, bu tarz onarım ve yeniden çalıştırma kararlarının sorumluluklarını sorguluyor ve bu adımların deniz güvenliği açısından risk taşıdığını ifade ediyor.
Gemi Mühendisleri Odası ve diğer sektör temsilcileri ise, bu olayda olası kasıt veya ihmal ihtimallerine karşı temkinli davranıyor. Gemi güvenliği ve bakım süreçlerinin titizlikle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan yetkililer, gemilerin geçmişteki yaralanmalara ve hasarlara rağmen, uygun kontrol ve denetimlerle güvenli seyir aşamasına getirilebileceğini belirtiyorlar. Özellikle, denizde seyir yapan gemilerin dışarıdan geçen küçük cisimler veya yapısal zayıflıklar nedeniyle oluşabilecek yırtılma ve çatlamalar konusunda uyarıda bulunuyorlar. Bu kazanın, geminin yapısal açıdan gözden kaçırılmış bazı risklerinin sonucunu yansıttığı düşünülüyor ve olayın detaylarının aydınlatılması için kapsamlı soruşturma çağrıları devam ediyor.”}